Amerika’da iki göçmen anarşist: Sacco ve Vanzetti

Standard

sacco

Çoğu kültür yabancıları günah keçisi haline getirmek için kurban mitleri üretir. Günah keçisi bulma meraklıları, toplumsal marazlardan sorumlu tuttukları bu yabancıları tecrit eder ya da ortadan kaldırır. Böyle bir kurban etme stratejisi, topluluklara bağlayıcı bir kimlik bahşeder; yani kimlerin topluluğa dahil edildiğine (biz), kimlerin topluluğun dışında bırakıldığına (onlar) dair temel bir farkındalık sağlar. Mutlu bir topluluk yaratmak için ödenmesi gereken bedel çoğu zaman bir yabancının dışlanmasıdır: “ötekinin”, “yabancının” sunağında kurban edilmesidir.

Kearney’in “Yabancılar Tanrılar Canavarlar” kitabından yaptığım yukarıdaki alıntı, Ortner’in Sacco ve Vanzetti’nin öyküsünü anlattığı “Amerika’da iki İtalyan bir hukuk cinayeti” adlı kitabını özetler gibidir. Ortner’in bu kitabı Amerika’nın “özgürlükler” ülkesi olduğuna inanan iki İtalyan göçmenin yaşadıklarına tanıklık ederken bir yandan da Yirminci Yüzyıl başında Amerika’nın yabancıya, göçmene bakışını, hoşgörüsüzlüğünü ve adaletsizliğini gözler önüne sermektedir.

Kearney’in bahsettiği gibi yabancılar içerisinde bulundukları topluluklar için hep günah keçileri olmuşlardır. Sacco ve Vanzetti içinde durum bunun aynısıdır. Yirminci Yüzyıl başlarında Amerika’ya göç eden bu iki İtalyan ülkelerinden yola çıkarken, biraz daha fazla para kazanmayı, daha iyi şartlarda yaşamayı, taktir görmeyi umut ederek yola çıkarlar. Aynı dönemde yola çıkan bu iki insanın yaşamı daha sonraki süreçte kesişecek ve ortak bir kaderin günah keçileri olarak Amerikan hukukunun adaletsiz yargılamasıyla karşılaşacaklardır.

9 Haziran 1908’de neredeyse köyün yarısı bir umut olarak İtalya’dan yolcu eder Vanzetti’yi. Hasret ümitlerinin ülkesi kutsal ülkeye doğru yola çıkan Vanzetti’nin bu yolculuğu kendisi için bir şahsi özgürlük arayışıdır. Ancak o Amerika’ya varır varmaz fark eder yabancılığını ve şöyle tarif eder hislerini ” Gelişimin ardından aşağı Newyork’da, birkaç fakir giysi parçasıyla ve çok az bir parayla yalnız başıma kalakaldığımı nasıl da iyi hatırlarım. Daha bir gün evvel beni anlayan insanların arasındaydım, şimdiyse benim dilimin acı çeken bir hayvandan çıkan sesten farklı görünmediği bir ülkede uyanmıştım“. Vanzetti’nin ilk günkü bu hisleri zamanla azalacağına daha da artar. Bulduğu her işte en kötü koşullarda çalıştırılan, göçmen kimliği nedeniyle aşağılanan, bu insan için artık Amerika bir rüya ülkesi olmaktan çok eziyet ve çile çektiği bir coğrafyaya dönüşmüştür. Bütün bunların sonucunda bu dönem Amerika’da yükselen işçi hareketine ve anarşist harekete yakınlık duyan Vanzetti bu konudaki toplantıların olmazsa olmaz isimlerinden birisidir artık çünkü o ezilmenin ve bu ülkede yabancı olmanın acısını en derinden hissetmiştir, özgürlükler için mücadele etmeye çıktığı bu yolculuk onun için böylece anlamını bulmuştur.

1908’in nisan ayında Sacco, Vanzetti’ye benzer sebeplerle İtalya’ dan ayrılır, o da bu dönem pek çok ülkeden Amerika’ya umut yolculuğuna çıkanlardandır. Ancak Sacco’nun öyküsü de Vanzetti’den farklı olmaz pek çok farklı işte olumsuz koşullarda çalıştıktan sonra aldığı ayakkabıcılık sertifikasıyla bir fabrikada çalışmaya başlar. Sacco ve Vanzetti’nin yolu bu günlerde anarşistlerin yürüttüğü gizli toplantılarda kesişir. İki yoldaş artık ezilenlerin hakları için bir aradadırlar ancak o günlerin Amerika’sında bu hiç de kolay olmayacaktır.

1886′ da Amerika’ da gerçekleşen Haymarket olayıyla yabancılara anarşistlere ve diğer farklı fikirlere olan bakış iyice öfkeye dönüşür bu dönemde Sacco ve Vanzetti’ nin pek çok arkadaşı haksız yere öldürülür ve hapse atılır. 1903’te çıkartılan göçmen yasası ülkedeki yabancıların yaşamını oldukça zora sokar. Bu yasayla ilk kez göçmenler fikirlerinden dolayı dışlanarak, her şekilde toplumun ötekileri konumunda varlıklarını sürdürmeye başlarlar. Bu baskıcı tutum 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar sürmüş sonraki süreçte, savaş daha çok konuşulur olmuştur. Anarşistler ve bu dönemin diğer muhalifleri için bunun anlamı zorla savaşa gönderilme riskidir. Bu dönemden sonra mücadelenin yönü bu konuya evrilir.

Sacco ve Vanzetti bu süreçte mücadeleye devam ederken Sacco evlenmiş ve bir de çocuk beklemeye başlamıştır. Bu nedenle de artık bu ülkeden gitmeye İtalya’ya geri dönmeye karar vermiştir. Ancak 15 Nisan 1920’de gerçekleştirilen bir soygundan dolayı ikisi de tutuklanırlar. Polisin yürüttüğü soruşturma tüm ötekilik kimliklerinin de etkisiyle Sacco ve Vanzetti’ye yoğunlaşır. Yedi sene süren yargılama süreci iki göçmenin suçsuz yere elektrikli sandalye ile idam edilmeleriyle sonuçlanır.

Suçsuz yere öldürülen bu iki insanın katledilişi sıradan bir katlediliş değildir, onlar hem göçmen, hem anarşist, hem de ateisttirler. Kısaca bu dönem Amerika’sının korkulu rüyalarını temsil etmektedirler, bu nedenle de öldürülmüşler, Amerikan toplumunun günahlarının keçileri olarak tarihteki yerlerini almışlardır.

3 thoughts on “Amerika’da iki göçmen anarşist: Sacco ve Vanzetti

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s