Ben Nazım’ın en çok Pîrâye’ ye aşkını severim

Standard

nazımNazım Hikmet koca bir nazım, aşık, komünist, sürgün, mahpus…

Çok şey söylenebilir onun hakkında daha çocukken sol gelenekten bir aile mensubuysanız özellikle ezber edersiniz bir çok şiirini, çocuk yüreğinizin aklına ermeyen tuhaf durumlar yaşatır size bir insan neden mahpustur mesela…Ama bir itirafım var ben en çok aşık Nazım’ ı seviyorum çünkü onun yaşamında yaptığı her şeyde bir aşk durumu var. Ve onu ben aşık kimliğiyle anmak istiyorum çünkü yaşamının tüm sıkıntı ve buhranını aşkları sayesinde katlanılır kıldığını düşünüyorum… “Bizi esir ettiler, bizi hapse attılar: beni duvarların içinde seni duvarların dışında”  Maphustur Nazım “Yatar Bursa Kalesinde” duvarlar, çok az güneş ama bir dayanağı vardır o da aşkı, dünyaya dair duyduğu değiştirme umudu bir de…

Continue reading

Devletler ezilenleri ayırmaz…

Standard

ezilenler

 

Ezilen tüm halkların bir noktası vardır, o da acının ortaklaştırılması noktasıdır ki acı onu en çok yaşayanların ortaklaştırabileceği bir duygu durumudur. Öyle olmalıdır da Ulus devlet politikaları tekil bir ulus hayaliyle yola çıkmışlardır, bu durumun getirisi olarak faklılıklar tek bir dilde, dinde ya da ideolojide genellenmeye mahkum edilmişlerdir. Tıpkı bizim coğrafyamızda olduğu gibi, bu nedenle bu coğrafyanın ezilen halkları dikkatli olmak zorundadırlar, çünkü devlet iktidarının söylemine kapılmak acıtıcı, zedeleyici, kırıcı olabilir.

Continue reading

Reha Erdem’den “Jȋn”: Bir Kadın Bedeninde Öldürülen Yaşam

Standard

Jin

 

Reha Erdem sinemasının son filmi “Jȋn” Türkiye sinemasının üzerine en çok konuşulan ve yazılan filmlerinden oldu. Film özellikle bir kadın gerilla öyküsü imgesi üzerinden anlatıldığı için coğrafyamızın politik gündeminden de nasibini aldı. Oysa “Jȋn” bir kadın gerilla öyküsü olmasının yanı sıra pek çok ayrıntı barındırıyordu ve aslında Reha Erdem sinemasının yansıması gibiydi. Reha Erdem, filmlerinde doğa kültür karşıtlığını masalsı kahramanlarla anlatmayı neredeyse gelenek haline getirdi diyebiliriz. “Korkuyorum Anne” ile başlayan doğa kültür karşıtlığı atfı “Kosmos” ile zirveye çıkmış, dünyada insanın da hayvanın da aynı acıların kurbanı olduğu, sinema dilinin anlatısı içine yerleştirilmişti. Çünkü Reha Erdem sinemasının son dönem yansıtmaya çabaladığı Kosmos’ un dilimize pelesenk olan “hayatta belȃ şu ki herkesin başına gelen şey aynı insanın da hayvanın da” repliği ile de tam anlamıyla ifade edildiği gibi biz insanlar dünyanın acılarını çekiyoruz ve bu dünyanın acılarının en büyük sebebi modern, doğadan kopmuş, büyüsünü kaybetmiş insan gerçekliği.

Continue reading

Hiiiçççç…

Standard

hiçGarip bir akşamüstü sıkıntısı yine çocukluğumdan kalma, karanlık çökerken gecenin karanlığından değil de ruhun karartısından korkan bir sıkıntı… Gomidas dinlerken ya da ya da bir keman sesinden sarı gelin türküsünde hissettiğime benzer bir duygu durumu…

Continue reading

Devletin “kötüsü”, halkın “iyisi” Metin Göktepe…

Standard

göktepe

En çok konuştuğumuz konulardan, medya, gazetecilik çünkü bir bakıma yaşamın belirleyicileri içinde haber alma özgürlüğü bireylerin ama herkesten haber alınmaz, bireyler için gerçekten haber almayı Metin Göktepeler sağlar, onlar devlet iktidarının kötüleri, ama halkın iyileridirler, başbakanın uçağında değil, halkın belediye otobüsünde yer bulurlar, çünkü yerleri orasıdır onların yeri halkların yanıdır… Bazen hapiste yatarlar yıllarca, bazen polis tarafından darp edilirler bir eylemin ortasında bazen de işkencede ölüp Metin olurlar…

Continue reading