Çare Queer Dayanışma Neden?

Standard

ibne

On yedinci yüzyılın başına kadarki dönem cinselliğin henüz kapatılmadığı ve kurum olarak var edilmediği bir döneme karşılık gelir. Bu dönemde her türlü cinsel durum “ayıp” ya da “utanç verici” olarak kabul edilmediğinden insanlar özgürce ve sorgulamaksızın cinsel hazlarını yaşayabiliyor durumdadırlar. Ancak Victorya Devri olarak bilinen 1837-1901 arası döneme gelindiğinde cinsellik artık bir “tabu”, hazlar ise “utanç kaynağı” kabul edilmeye başlanır. Bu dönemde cinsellik Foucault’nun deyimiyle birer piyano ayağı gibi gizlenmiş, dile bile getirilmemiş, yazı ve konuşmalardan sansürlenmiştir. Buna rağmen cinsellik var olmaya devam etmiş, on dokuzuncu yüz yıl burjuva saygınlığının ciddiyet kılıfı altında gizliden gizliye kaynamayı sürdürmüş, yasaklar ve baskılarla tahakküm altına alınmaya çalışılmıştır. Bu konuda farklı olanların yardımına ise terapistler, psikanalistler ve danışmanlar koşmuştur.

Continue reading

Doğa Anadan Homosentrizme Çevre Nasıl Öteki Oldu?

Standard

doğa

İnsanın doğayla olan ilişkisi Neolitik Dönem (Yeni Taş Devri) adı verilen süreçte farklı bir boyut kazanmıştır. Bu dönemde Mezopotamya’nın “Verimli Hilal” bölgesindeki iklim değişiklikleri insanların yıllardır devam ettirdikleri avcı toplayıcı yaşamı zora sokmuştur. Bunun sonucu olarak insan varlığını devam ettirebilmek için yıllardır bitki ve hayvanlarla bir arada olmanın getirdiği bilgi birikimiyle toprağı ve hayvanı evcilleştirmiştir. Toprağa ekilen tohum ve onu korumak amacıyla evcilleştirilen havyan insanın yerleşik bir yaşamı benimsemesiyle sonuçlanmıştır. Ve böylece insan doğaya tâbi konumdan ona hâkim bir tarihsel sürece doğru evrilmiştir. Bu dönemden sonra insan önceden yalnızca karnını doyurabileceği kadarına razıyken, yeni dönemde fazlasını isteyen, doğanın verdikleriyle yetinmeyen, ondan olabildiğince faydalanmayı amaçlayan bir tutumla hareket etmeye başlamıştır. Bu süreç insan ve doğanın karşıtlığını getirmiş ve doğa ötekileşmiştir.

Continue reading

Gezi’den Lice’ye Yol Olur mu?

Standard

lice

Devletin Lice’de karakol ya da kalekol yapma inadına karşı Lice halkı haklı olarak direndi. Ve devlet her zaman en iyi bildiği şeyi yaparak genç insanları katletti. Barış lafını kocaman kocaman cümlelerin içinde kullanan devlet iktidarının samimiyeti ilk günden beri şüpheliydi. Barış istenen bir ortamda karakoldan söz edilebilmesi zaten işin ayyuka çıkmış haliydi. Bu yaşananların acısı bir yana Lice zaten Kürt halkının belleğinin en acılı mekȃnlarındandı. Doksanlı yılların devlet politikalarının en odağında yer almış, acıyı, göçü, katledilmeyi belleğine yük etmişti. Çok uzaklara da gitmeye gerek yok aslında 12 yaşında Ceylan Önkol 2009 yılında havan mermisiyle katledilmişti. Medeni Yıldırım’ı daha geçtiğimiz yıl yine karakol için direnirken devlet kurşunuyla kaybetmiştik. Lice’nin acı yüklü belleğinin karakol istememesinden doğal bir şey olamazdı bu durumda ki karakol yapımının sözde barış adı verilen bir süreçte inşa ediliyor olması ayrı bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Continue reading