Tanıklığımdır tarih, beni şahit yaz

Standard

beyaz

Son bir haftadır her şey sustu, kalem sustu, söz sustu, susamayan tek bir şey vardı o da gözlerdi, tanıklıktı.

Neler gördüm, neler gördük?

Anonslarla başlamış her şey öyle dediler, insanlar ekmek bile alamadan kapatılmışlar evlerine, minareler yataklık etmiş keskin nişancılara sokağa çıkanı vuruyorlarmış, önce öyle duyduk, sonra gördük, gizleyemeyeceklerdi geçmişti artık o günler, bildik.

Çığlıklar yükseliyordu bir kentten gece vakitleri bizi öldürecekler bu gece, sesimizi duyurun diye, bir avuç insan ses olmak için çabalayıp durdu, uzaktan yükseltmeye çalıştı çığlığı ama kör, sağır çoktu.

Cemile’yi tanıdık sonra, Ceylan’ı tanıdığımız gibi, ölümün istatistiklerle ölçüldüğü bu çağda, cesedin kadavra dışında bir anlamsızlığa terk edildiği bu dünyada Cemile defalarca öldü, defalarca katledildi. Annesi cesedi kokmasın diye çiçek kokan çocuğunu, dondurucuya koydu. Her şey ölmüştü zaten o an, o günden sonra yaşayanlar, nefes alıyorlardı sadece. Bu da değildi gördüğümüz, tüm bunları görüp; “madem elektrikler kesik nasıl buz buluyorlar” soruları başladı bir taraftan. Cemile ölmüştü oysa ölü bedeninin kokmamasını bile çok gördüler ona, on üç yaşında bir kız çocuğuna.

Gece oluyordu her gün, gündüz olamıyordu. Yine çığlıklar yükseliyordu bir kentten. Yine aynı insanlar ses olmak için çırpınmaya başlıyorlardı. Ölüm haberleri geliyordu durmadan, görüyorsun hiçbir şey yapamıyorsun. Kitaplardan okuduğun kaos anlarına dair her şeyi yaşıyorsun çaresizsin, birisi çıkıp seçim hesaplarından bahsediyor o an kahroluyorsun, nesne gibi hiçbir şey yapamamanın ağırlığıyla içinde nefretler büyütüyorsun.

Sonra dağlara dökülen insanlar gördü bu gözler, gökyüzünden yağmur yerine insan yağmıştı da sanki acıya koşuyordu, egemen kurşunlar yağarken her yerden. Film karesi gibi akıyorlardı nehirlerden insanlar, çığlığı duyan gidiyordu. Ama sadece dağlardan aktı insanlar, ne duyulmaz çığlıktı be kardeşim her yerde yaşam normalce devam ediyordu bizim burada (Ankara), sokağa çıktığında o kadar az hüzünlü göz vardı ki etrafta kendi kendine utanıyordun. Ülkede bunca şey yaşanmıyormuş gibi dalıyordun insanların arasına, hiçbir şey gerçek değilmiş sadece senin kȃbusunmuş gibi bir his kalıyordu sonra.

Bitmiyordu kara günler, bir gün yirmi dört saatti sözde, gün güne ekleniyor zaman sanki akreple yelkovan küsmüşte barışamıyormuş gibi geçmiyordu. Sonra yakan yıkanlar gördük, komşusunu linç edenler, otobüslere saldıranlar, kitabevi yakanlar, mevsimlik işçilere zulüm edenler… Yaşamında bir kere bile “başka olanı” sevmeyi düşünmeden, ne olduğunu sorgulamadan, yaşananların neden yaşandığına bakmadan, kitle ruhunun gücüyle nefret edenler, yaşatmayı ve yaşamayı kendi iradelerinin üzerindeki güce teslim edenler, cebinde çay parası yokken saraylıların her daim hizmetinde olanlar yakıyor, yıkıyorlardı. O gecelerin sabahında yaşadığım şeyler kaldı bana geriye, sokağa çıktığımda bir toplu taşıma aracında yanımda oturanların, benim fikrimi bilse bana ne yapacağını düşünmeden edemedim. Kürt değildim, Kürt olan ne hissetmişti, empatisi yoktur zannımca.

Sonra bir haber düştü gündeme biri er biri gerilla iki arkadaş, arkadaştan öteymiş onlar, diyordu gazetede başlık. Bir arada yaşatamadığımız iki güzel genç, yaşamın eşitleyemediği bu iki insan ölümle eşitlendiler, yan yana yaşatamadık, yan yana gömmüşler şimdi onları duydum, sevinemedim…

Haberler geldi, geldi, geldi… Elini öpmeye kıyamayacağın yaşlı amcalar, torunların dedeleri, bebeği kucağında vurulan kadınlar, daha yaşını almamış bebekler, oyunsuz çocuklar katlediliyorlardı, sivil ölmüyorlardı onlar doğru, resmi öldürülüyorlardı, yasa onaylı ölümdü onların ki, yasal mermilerle yaklaşıyorlardı onlara. Ne mi oldu tüm bunlara bakıp, ama diyen kravatlı ağabeyler gördüm.

Gelmeye devam ediyor haberler, egemenler boş dururlar mı ceplerini doldurmaya, güç göstermeye, vatan, millet naraları atmaya devam ediyorlar bu arada. Biz ne mi yapıyoruz hȃlȃ ne acımızı ortaklaştırıyoruz ne de eşit gözyaşı döküyoruz. Bu sabah Cizre’de hayat “normale” dönmüş ya ona inanıyoruz.

Tanıklığımdır tarih, beni şahit yaz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s