Seçimin Kazananı; Rehabilite Edilemeyen Sokak Çocukları

Standard

mka

Cumhurbaşkanlığı seçimini geride bıraktık. Seçim geride kalmış olsa da üzerine daha günlerce konuşulacak gibi görünüyor. En başta kabul edilmesi gereken Erdoğan’ ın seçimi kazanmasının sürpriz olmaması. Seçimin sürpriz olarak algılanan ancak yürüttüğü kampanya ile başarısı çok da sürpriz olmayan aday Demirtaş, söyleminin karşılığını aldı ve bu da bence çok şaşırtıcı değil. İhsanoğlu’na gelince ilk gün itibariyle siyasette bir karşılığının olmadığı açık bir adaydı. Aldığı oyun çoğunluğunu da zorunluluktan oy veren seçmenden aldığı da ortada. Bütün bunlardan sonra bu seçimin bence en çok konuşulması gerekeni oranlara bakıldığında seçimin asıl kazananı olan boykotçular.

Continue reading

Sivas’ta yakılmanın meşru zemini: “Onlardan” olmak!

Standard

sivas

Bu coğrafyada insanlar iki kategoriye ayrılır; “bizler” ve “onlar”. Bizler coğrafyasının “Bizleri” hep hassasiyeti yüksek, duyarlı vatandaşlar kategorisinde yer alırken, “Onlar” ise hep öte tarafında yer alır hassasiyeti yüksek, duyarlıların. Hassasiyetleri yüksek, duyarlılar her zaman kendi dışında kalanlara gösterirler bu hassaslıklarını hassaslardır ama hissiyatları hiç yoktur. Bizin dışında kalan “Onlar” hep hak ararlar bu coğrafyada ama yoktur aslında bir hakları onlar politika malzemesince kardeşidir biz kategorisinde olanların. “Onlar” kimler midir? “Onlar” Alevilerdir, Kürtlerdir, Ermenilerdir, Lazlardır, eşcinsellerdir, ateistlerdir, kısaca “Onlar” “Biz” olamayanlardır. Biz olamayanlar Sivas’ta yakılırlar, Roboski’de tepelerine bomba yağdırılırlar, 1915’te katledilirler, ana dilleri için hapis yatarlar, dini ve kültürel değerleri için mücadele ederler kısaca onlar “ölüm soluk alışında” cümlesiyle hep yüz yüze yaşarlar…

Continue reading

Gezi’den Lice’ye Yol Olur mu?

Standard

lice

Devletin Lice’de karakol ya da kalekol yapma inadına karşı Lice halkı haklı olarak direndi. Ve devlet her zaman en iyi bildiği şeyi yaparak genç insanları katletti. Barış lafını kocaman kocaman cümlelerin içinde kullanan devlet iktidarının samimiyeti ilk günden beri şüpheliydi. Barış istenen bir ortamda karakoldan söz edilebilmesi zaten işin ayyuka çıkmış haliydi. Bu yaşananların acısı bir yana Lice zaten Kürt halkının belleğinin en acılı mekȃnlarındandı. Doksanlı yılların devlet politikalarının en odağında yer almış, acıyı, göçü, katledilmeyi belleğine yük etmişti. Çok uzaklara da gitmeye gerek yok aslında 12 yaşında Ceylan Önkol 2009 yılında havan mermisiyle katledilmişti. Medeni Yıldırım’ı daha geçtiğimiz yıl yine karakol için direnirken devlet kurşunuyla kaybetmiştik. Lice’nin acı yüklü belleğinin karakol istememesinden doğal bir şey olamazdı bu durumda ki karakol yapımının sözde barış adı verilen bir süreçte inşa ediliyor olması ayrı bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Continue reading

Gezi Direnişi Belleği ve Bugün

Standard

gsd

Gezi Direnişi’nin yıl dönümü içindeyiz. Bir yıl önce bu günlerde boğazımıza kadar devlet iktidarının dayatmalarına mȃruz kalmış ve çok haklı bir şekilde “onur ve haysiyet” mücadelesine girişmiştik. Kayıplar verdik, genç insanları toprağa bırakıp yola devam ettik, ediyoruz. Gezi öncesi süreci ve Gezi’yi hatırlayıp, bellek yoklamasına girişmemiz gerekiyor belki de. Gezi’nin yıl dönümünde yeni bir Gezi Direnişi beklemeyebiliriz. Ama anma günlerinin, geçmişteki belleğe yaptığı atıf bizi diri tutacaktır. Sevinçle ve hüzünle yad edilen eski günler biz insanlar için güçlü kalmayı, ayakta durmayı telkin edici günlerdir çünkü.

Continue reading

Devletler ezilenleri ayırmaz…

Standard

ezilenler

 

Ezilen tüm halkların bir noktası vardır, o da acının ortaklaştırılması noktasıdır ki acı onu en çok yaşayanların ortaklaştırabileceği bir duygu durumudur. Öyle olmalıdır da Ulus devlet politikaları tekil bir ulus hayaliyle yola çıkmışlardır, bu durumun getirisi olarak faklılıklar tek bir dilde, dinde ya da ideolojide genellenmeye mahkum edilmişlerdir. Tıpkı bizim coğrafyamızda olduğu gibi, bu nedenle bu coğrafyanın ezilen halkları dikkatli olmak zorundadırlar, çünkü devlet iktidarının söylemine kapılmak acıtıcı, zedeleyici, kırıcı olabilir.

Continue reading

Devletin “kötüsü”, halkın “iyisi” Metin Göktepe…

Standard

göktepe

En çok konuştuğumuz konulardan, medya, gazetecilik çünkü bir bakıma yaşamın belirleyicileri içinde haber alma özgürlüğü bireylerin ama herkesten haber alınmaz, bireyler için gerçekten haber almayı Metin Göktepeler sağlar, onlar devlet iktidarının kötüleri, ama halkın iyileridirler, başbakanın uçağında değil, halkın belediye otobüsünde yer bulurlar, çünkü yerleri orasıdır onların yeri halkların yanıdır… Bazen hapiste yatarlar yıllarca, bazen polis tarafından darp edilirler bir eylemin ortasında bazen de işkencede ölüp Metin olurlar…

Continue reading

“Muhafazakar demokrasi” yeni bir toplum mühendisliği denemesi mi?

Standard

özgür

Toplum mühendisliği kavramı, böyle bir dal olmamasına karşın toplumun demografik, sosyal, kültürel, duygusal bakımdan bir mühendislik modeliymiş gibi üretilmesi olarak tanımlanabilir. Dünya genelinde ve coğrafyamızda uygulanan pek çok politikanın karşılığını aslında bu kavramda bulabiliriz çünkü gerek ulus devlet politikaları gerekse bu gün uygulanan “muhafazakar demokrat” devlet politikaları toplumun çok katmanlı yapısını göz ardı ederek bir biçimli, kalıplı toplum yaratma idealiyle kurgulanmış gibi görünmektedir.

Continue reading

Kadında neymiş yasaklayın gitsin!

Standard

yasak kadın

Ve değişmeyen gündemimiz kadın, dünyaya bir türlü sığdıramadığınız sabanla aldığınız güçle hep kaybetmeye mahkum ettirdiğiniz o varlıklar, görünür oldukça rahatsız olduğunuz ve son günlerde elinizi, dilinizi, sapkın fikirlerinizin bilinç üstüne yansımalarını bedenine yönelttiğiniz o insanlar.  Üst üste yaptığınız açıklamalarınızla kadını toplumsal gözünüzün sınırlarına hapsetme çabanızı gözümüze soktunuz, en iyisi yasaklayın, kadın da neymiş, yasaklayın ki gözünüze görünmeyelim ataerkil düzeninizde erkek erkeğe muhabbetlerinizle, cinsiyetçi küfürlerinizle dünya size kalsın biz de rahat edelim siz de rahat edin!

Continue reading