Sivas’ta yakılmanın meşru zemini: “Onlardan” olmak!

Standard

sivas

Bu coğrafyada insanlar iki kategoriye ayrılır; “bizler” ve “onlar”. Bizler coğrafyasının “Bizleri” hep hassasiyeti yüksek, duyarlı vatandaşlar kategorisinde yer alırken, “Onlar” ise hep öte tarafında yer alır hassasiyeti yüksek, duyarlıların. Hassasiyetleri yüksek, duyarlılar her zaman kendi dışında kalanlara gösterirler bu hassaslıklarını hassaslardır ama hissiyatları hiç yoktur. Bizin dışında kalan “Onlar” hep hak ararlar bu coğrafyada ama yoktur aslında bir hakları onlar politika malzemesince kardeşidir biz kategorisinde olanların. “Onlar” kimler midir? “Onlar” Alevilerdir, Kürtlerdir, Ermenilerdir, Lazlardır, eşcinsellerdir, ateistlerdir, kısaca “Onlar” “Biz” olamayanlardır. Biz olamayanlar Sivas’ta yakılırlar, Roboski’de tepelerine bomba yağdırılırlar, 1915’te katledilirler, ana dilleri için hapis yatarlar, dini ve kültürel değerleri için mücadele ederler kısaca onlar “ölüm soluk alışında” cümlesiyle hep yüz yüze yaşarlar…

Bu yazı bir “Onlar” gerçekliğini anlatacaktır, bu yazı da 2 Temmuz 1993’ de yakılanlara ağıt yakılacaktır. Çünkü öyle bir gündür ki o gün öyle derindir ki izleri yakılan ağıtlar yetersiz, gözyaşları anlamsızdır.   Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli bir grup galeyana gelmiş “dini” ve milli” hassasiyeti” yüksek tarafından çevrilir. Bu “dini” ve milli” hassasiyeti” yüksek duyarlı grup daha sonradan ortaya çıkan görüntülerde çok net görüldüğü gibi ellerinde yanıcı maddelerin olduğu kaplar taşımaktadırlar. Bu coğrafyanın “biz” kategorisinde değerlendirebileceğimiz bu topluluk için kendi fikirleri dışında kalanlar öldürülmeyi hatta canlı canlı yakılmayı hak etmişlerdir. Hem zaten o dönem ismi lazım değil birilerinin söylediği gibi otelde Aziz Nesin vardır ve zaten ona artık birileri dur demelidir. Çünkü Aziz Nesin bir ateisttir ha o zaman zaten öldürülmesi ya da yakılması hiç sorun değildir. Tıpkı bu günlerde bazı iktidar simülasyonu gazetelerin, yazarları, sanatçıları hedef gösterip, meşruiyet zemini yarattıkları gibi o gün de yakmanın, saldırmanın zemini zaten çoktan hazırlanmıştır.

Ve sonra gün tutuşur, 2 Temmuz 1993’ te 37 insan yakılarak katledilir, son dakika görüntüleriyle verilir haber kuşaklarında çocukların gözleri kapatılır görmesinler diye, geriye duman kokusu ve kül kalır ama ne külün rengi o bilinen renge benzer, ne dumanın kokusu bilindik bir kokuya… Öylece kazınır hafızalara acı, öylesine kalır gözlerde ateşin görüntüsü…

Açıklamalar yapılır. Dönemin başbakanı Tansu Çiller “Çok şükür otel dışındaki halkımız zarar görmemiştir. Olayı bu kadar büyütmek yanlış, bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi”, dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: “Olay münferittir. Ağır tahrik var. Bu tahrik sonucu halk galeyana gelmiş. Olayları çok yakından izledim. Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır.”  Böyle açıklamalar yapılır o günlerde her şey meşrudur, 37 canın ölümü meşrudur, ağır tahrik vardır, büyütülecek bir şey yoktur… Herkesin içi rahattır, DUR denmiştir, ne olacak ki otel dışındaki “Bizler” zarar görmemiştir ne de olsa, “Onlar” ağır tahrik etmişler ve “Bizleri” galeyana getirmişlerdir.

Geçen bu zaman zarfı içerisinde ne adalet yerini bulmuştur ne de acı azalmıştır. Sivas davası olarak bilinen hukuki süreçte sanık sayısı tahliyelerle 33’e düşmüştür. Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay’ın 1997’deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık halen yakalanamamıştır. Davanın firari olan 5 sanık ile ilgili kısmı, 13 Mart 2012 tarihinde zaman aşımından düşürülmüştür. Dava düştüğü günün ve bu günün başbakanı bu günlerde “onlar” kategorisini “bunlar” kategorisine taşıyan kişi o gün şu açıklamayı yapmıştır “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun”

Böyledir Sivas’ın acısı ne biter ne geçer aslında çok söze de gerek yoktur, gerçek olan yaşananlardır, acılardır, bellekteki derin yaralardır,  Sivas katliamında babasını kaybeden Metin Altıok’ un kızı Zeynep Altıok’un şu sorusudur:  Sizin hiç babanız yandı mı?

One thought on “Sivas’ta yakılmanın meşru zemini: “Onlardan” olmak!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s